FARKINDALIK ÜZERİNE

Ara sıra kendimi kalabalıktan soyutlarım; sanki görünmez olmuşum da akıp giden hayatı, insanları izliyormuşum gibi yaparım. Sonra küçük bir oyun oynarım TAHMİN OYUNU diyorum bu kendi kendime oynadığım oyuna. İnsanların hayatlarını tahmin etmeye çalışırım; karşımda oturan amcanın Türkçe öğretmeni olup olmadığını erkek çocuğu mu yoksa kız çocuğu mu olduğunu, kimin yalan söylediğini, kimin mutlu olduğunu, kimin yalnız hissettiğini tahmin etmeye çalışırım.
Bu sabah da normalden biraz erken kalkınca kendimi sahile attım biraz yürümek biraz deniz kokusu almak için. Sonra başladım oynamaya. Hava soğuk olduğundan olsa gerek çok fazla kimse yoktu sahilde. Oyunum kısa sürdü ve üşüdüm kalkayım derken selpak satmaya çalışan bir küçüğe takıldı gözüm. Bir anda İstanbul’da kaç çocuğun selpak satıyor olabileceğini düşünürken buldum kendimi… çok diyebildim sadece. Sonra bu küçükle ilgili tahmin oyunuma devam ettim. Hiç bilmediğim bir hayat. Ona baktığımı görmüş olacak ki yanıma geldi cebime para almadığım için yok almayacağım manasında elimi kaldırdım ve yanıma yaklaşmasına izin vermeden uzaklaştırdım onu.(hemen sonrasında pişman olup sonradan adının Hasan olduğunu öğrendiğim küçükle tanıştım ama…) Başkalarının hayatlarını uzaktan tahmin etmeye çalışmak çok kolay ama o hayatların bir parçası olmak dinlemek yardım etmek zor. Her birimiz zaman zaman şikayet ederiz; kendinden başka hiç kimseyi düşünmeyen bencil insanlardan.Ama biz kendimiz bencil miyiz bunu hiç düşünmeyiz. Oynadığım bu küçük oyun ben bencil miyim sorusu ile karşı karşıya getirdi beni.Sonra anladım ki ben 23 yaşında sahilde kendimce oyun oynayıp başkalarının hayatlarını tahmin etmeye çalışırken; kendi gördüklerimle yaşadıklarımla sınırlı kalırken ve tahminimin gerçekle hiçbir alakası yokken, 10 yaşındaki o küçüğün aynı sahilde para kazanma çabasını ve her gün bir sürü küçüğü görmezlikten geliyor olmamın şikayet ettiğim düzenin bir parçası olduğum gerçeği. Bencillik; her zaman ben demek; ne zaman ki ‘’farkındalığın’’ önüne geçiyor işte o zaman sokakta peçete sattan çocukları, aç uyuyanları, şiddete maruz kalan kadınları, hakkı yenen emekçileri, derdi olan komşumuzu, sevdiğimizi görmezden gelmeye alışıyoruz.(ne zamanki işimiz düşüyor ancak o zaman bakan gözlerimiz görüyor orda birileri varmış!) Bir süre sonra farkına bile varmıyoruz. Şikayet ediyor hayatımızdaki bencil insanlardan dert yanıyoruz ama kendi bencilliğimizin bile farkına varamıyoruz. Bencil olmamak demek herkese yardım etmek demek değil elbette; ama en azından insanların gözlerinin içine bakıp seni görüyorum farkındayım diyebilmek; kabul etsek de etmesek de sokakta peçete satan o küçük çocuğa karşı,aç uyanlara, eşinden şiddet gören her kadına karşı,okula gidemeyen her çocuğa karşı sorumluyuz ve onları görmezden gelmek en büyük bencilliktir.
Bencilliğin tersi ise işte bence tam olarak bu kelimede gizli FARKINDALIK. Hayatımızda olan, sokakta gördüğümüz,iş yerinde karşılaştığımız insanların farkına varırsak eğer ve görmeye alışmazsak, her seferinde yeniden görmüşcesine gözlerinin içine bakarsak eğer; işte ancak o zaman bencil olmaktan bir nebze uzaklaşırız. Tıpki benim her gün sahilde baktığım ama bir türlü göremediğim Hasan gibi.
Bugün en azından sadece bugün hayatımızda sorumluluk almaktan kaçtıklarımızın farkına varalım…

1 Yorum

  • Cevapla Mart 14, 2019

    ülkü

    yüregıne ve kalemıne saglık..keske hem farkında olup hem fark yaratabılsek….

Sen de yorum yaz Cevabı iptal etmek için tıklayın.

ülkü için bir cevap yazın Cevabı iptal et