CİVCİVİMMM

Karın boşluğumda sessizce durduğu halde korkunç çığlıklarını hissettiğim civcikim…
İstemsiz duyuyorum sesini. Sürekli kuruyan dudaklarımdan sana dair çok ses dökülüyor ama sadece sen biliyorsun…
Sürekli solan ve gerilen bedenim, cıva varmış gibi ağrıyan kafatasım sürüklüyor beni uzay boşluğuna… Sana dair tüm sözcüklerim ağzımdan döküldüğü anda su buharı kadar narin havada uçuşmaya başlıyor. Bazen içimde mutsuz bir fil varmış gibi hissediyorum… Güçlü olduğunu düşündüğüm için fil, sıkıldığını düşündüğüm için mutsuz…
Bir fil misali besliyorum seni, aksi halde içimdeki en ufak bir hareketinin dahi canımı acıttığını varsayarsak… Kaburgalarımı deşip, karnımı yarıp her an içimden çıkmak isteyeceğin günü bekliyorum… Belki acımsı bir hint körisi içmek kadar keyifli, belki de çiğneyip yutabileceğim bir ot kadar uçuk….
İçimdeki bebek filim benim senden öncesi artık çok uzak…
Kendimi yalnız hissediyorum çünkü her ne şart için olursa olsun sevdiğimden ayrı kalmak yeterli çıldırmama… Kendi tırnaklarımla kendi canımı acıtabilirim karanlıklarımın diplerindeyken… Ölüm benim için siyah dantellerle bezeli bir elbise giymek kadar güzel…
Sen olmasan dağınık yatağımdan kalkmaz, saçlarımı taramaz, elime bir bazuka alır selam verenleri dahi sadece gereksiz gürültü yaptıkları için öldürürdüm…
Aslında ufacık bir hayalin bile gülümsetmeye yeterken dünyanın haksızlıklarına olan nefretim, insan ayrımcılığı yapan insan müsvetteleri, sonradan görmeler, oksijen israfı yapan boş beyinlerin varlığı sıcak bir petrol gibi damarlarımda dolaşıp, elimden bir şey gelmemesi…
Kalbim aşkla bin beygirlik bir motor gibi çalışırken şimdi kalbimi başka bir ruhla paylaşmak… Bir aşkın ardından, aşık olduğun adamın bir parçasını nükleer bir tsunami gibi patlatır gibi dünyama hızla sokmak…
Bir atın sinirleri kadar gerildiğinde sinirlerim sanki bir doz uyuşturucu almış kadar yavaşça uyuşmaya başlar parmak uçlarımdan kollarım… Sinirlerim çok yıprandı ama bu sadece mekanik bir acı… Her şey istem dışı ve çok hızlı…
Sana öğretmek istediğim ilk şey aşk olmalı… Evet AŞK! İlk babana aşık olmana izin verebilirim çünkü çekirdek kabuklarını çeken bir elektrik süpürgesi gibi sağ olduğu sürece yaşamındaki her tehlikeyi çevrenden çekip alabilecek kadar güçlü ve öngörülü… Tıpkı benim babam gibi, yani hiç tanışamayacağın deden gibi…
İkinci dersin insanlar olmalı… Hümanist bir kızım olması beni zorlamaz ama onların düşüncelerini önemseme… Bayat balık gibi bakan gözleri, sadece bildiklerine aykırı davrandığında suçlayan bakışlarının seni yormasına izin verme, herkes aynı yoldan gidiyor diye sürüye uymak zorunda değilsin…
İnsanların kendini geliştirmeyi bilmeyip, yerinde sayanları çürük çilek, bozuk sütten farksız olsun gözünde, boş tenekeden çok ses çıkar unutma, cevabın koca bir kahkaha olsun… Bir kaç saniye içinde duyduklarını sil ve yürümeye devam et bebeğimmm…
Sen başarmanın tadına vardıkça yıldızlar yağacak üzerine… Aniden düşmeye başlayacaklar omuzlarına inanıyorum sen benim kızımsın…
İçimde kelebek kadar narince bakıp beslediğim senin artık doğmaya hazır olduğunu biliyorum… Küçük ama güçlü filim okşuyorum şu an seni usulca, artık öpmek, kokunu içime çekmek istiyorum, bebeğimmm…

Yasemin SAYALI

Yasemin Sayalı

Bir ahir zamandı. Sokaklar çok dardı. Kesse Leyla bileğini. Mecnun kanardı...

İlk yorumu sen yaz

Bu yazı hakkında yorumunuzu bekliyoruz