FESTİVALLERİN FISILTISI

Hiç köy görmeyen var mıdır ?

Düşündüğümden de çok olduğunu sanıyorum…

Bölgeden bölgeye değişen dokusu ve iklim şartları ile ülkemizdeki her köyün kendine özgü hikayeleri, yaşam biçimleri var.

Köyler yurdun mücevherler kadar değerli bir o kadar da paha biçilmez hele şimdilerde kutsal sayılabilecek yerleşim alanları.

Ve köyde ki yaşam saat gibidir. Tik tak tik tak hiç aksamaz, aksatılamaz herkes yapılması gerekeni o süreçte yapmalı ki mahsülünü alabilsin.

Çoluk çocuk herkes yörenin ürün çeşidedine göre çalışma sistemini kurar. Doğada şartlar ne olursa olsun vakit geçmeden.

Ege, İç Anadolu, Akdeniz, Karadeniz, Marmara, Doğu ve Güneydoğu Anadolu… Her bir bölgemiz kendine has dokusu ve ürünleriyle yaşamlarını şekillendirirler.

Ege’nin üzüm bağları, inciri, zeytini, İç Anadolu’nun buğdayı, arpası, armudu, Akdeniz’in muzu, portakalı, mandalinası, Karadeniz’in çayı, fındığı, tütünü, Marmara’nın üzümü, zeytini, Doğunun şeker pancarı, buğdayı, kayısısı ve Güneydoğu Anadolu’nun fıstığı, pamuğu, buğday ile kırmızı mercimeği tatları damakta kalacak lezzetlerin temel maddeleri. Kaçımız bunların nasıl ne şartlarda yetiştirildiğini biliyoruz.

Gezilerimizi son zamanlarda deniz, kum ve güneş ya da tarihi eserlerimizi ziyaret ederek geçiriyoruz. Tabiki deniz ve güneş vücut gelişimizde önemli rol almakta. Tarihi eserlerimizi ziyaret etmek de geçmiş tarihlerdeki yaşam biçimlerini değerlendirmek açısından önem taşıyor. Peki hangi yöremizde ne yetişiyor, yörelerimizin meyve, sebzeleri neler ve bunlarla elde edilen ürünlerimizi bilenimiz kaç kişi.

Son zamanlarda bazı büyük şehirlerimizde ve kasabalarımızda düzenlelen yöresel ürünlerle ilgili fuar ve festivaller yörelerimizi tanıma fırsatı veriyor. Kasım ayı içerisinde Seferihisar mandalina festivali, Orhangazi de zeytin festivali düzenlenecek…

Hemen hemen her mevsim ürün gruplarına göre festival ve şenlikler düzenleniyor. Henüz istenen ilgi yakalanamamışsa da bağ bozumu zamanı şarap festivalleri, kiraz festivali yöremize göre önem kazanmakta.

Köylerimizde yetiştirilen ürün çeşitliliği o kadar fazla ki aslında Uluslararası etkinliklerde düzenlenebilir. “Tarladan Soframıza” adlı her şehrin bir festivali hem kendi insanımız hem de Uluslar arası tanıtım açısından sizce de güzel olmaz mı?

Ağaçları, bitkilerin yetiştirilme koşullarını bilmek köylerde ki yaşamın kokusunu, dokusunu hissetmek, soluduğumuz havanın önemini yediklerimizin değerini bilmemizi sağlar.

Hasatın erken ya da geç olması köydeki yaşamı etkiler, toplanan ürün gözlerde umut, kalplerde mutluluk, dillerde şarkı olur. Bu güzellikleri yaşamak bu hazzı duymak için, üzümü dalından toplamak işlemek pekmeze ya da şaraba dönüşdürmek, vişne ve kayısıdan reçel domatesden salça yapmak.

Bunun için gezilerimiz de böyle yöresel meyve , sebze ve bunlardan elde edilen ürün çeşitiliği ile ilgili bilgi alacağımız yerleride öğrenip ona göre program yapmalıyız. Gördükleriniz, öğrendikleriniz ile belki siz belki de çocuklarınız hobi bahçesi ya da balkonu adı altında sebze ve meyve yetiştirmek isteyebilirsiniz. Limon, kivi, şeftali, kara lahana, çeri domates, maydanoz, biber, dereotu ve fesleğen balkonlarınızda rahatlıkla yetiştirilebilir.

Zamanınızı değerlendirmek ve yöresel ürün çeşitliliğimizin kaybolmaması için gerçekleştirilen festival, fuar ve tanıtım günlerinin fısıltısına kulak verelim, fısıltıya doğru yürüyelim.

Kasım ayı festivalleri :
Orhangazi Zeytin Festivali – Kasım ayı
Osmancık Pirinç Festivali – 1-10 kasım

Yaşam pencerenizde mutluluk ve huzur hep sizlerle olsun.

Aynur IŞIKLAR

1 Yorum

  • Cevapla Ekim 25, 2015

    muge

    Ne guzel ve anlamli bir tanitim yazisi olmus,emegine saglik…

Sen de yorum yaz

Bu yazı hakkında yorumunuzu bekliyoruz